Henüz 17 yaşında bir gençtim. Kendimi hayatımın en büyük dersini alacağım yerde buldum: Dağ Komando Okulu'nda, Komando Kursu'ndaydım.
Burada planlar değişmez. Bahane üretilmez. Hiçbir hava koşulu takvimi değiştirmez. “Yapamam” dediğin testlerden nasıl başarılı çıkacağını önce acı çekerek, sonra anlayarak öğrenirsin.
Üzerinde operasyon kıyafeti, çelik yelek, çelik başlık. Sırtında çanta, elinde silah. Yürüyemeyeceğini sandığın bu yükle:
- 30 km koşu testine girersin. Zihninle bedenin arasındaki bağı burada görürsün.
- Bardaktan boşanırcasına yağan yağmurda, gök gürültüsü altında sürünme testine girersin. Hiçbir dış etkenin başarına engel olamayacağını burada öğrenirsin.
- Karlı, soğuk bir tipide 24 saatlik yürüyüş testine girersin. Zor şartlar altında zihninle mücadele etmeyi burada öğrenirsin.
- 10 günlük arazi tatbikatının son gününde bir adaya bırakılır, yemeksiz ve susuz hayatta kalma testine girersin. Sınırlarının sandığından ne kadar ileride olduğunu burada öğrenirsin. Ve hayatta kalırsın.
Tüm bunların sonunda o bröveyi almaya hak kazanırsın. Ama asıl kazandığın şey bröve değil, derstir: Kendinden başka engel yok. Başarıda bahaneye yer yok.
Ben bunu zor yoldan öğrendim. Sen aynı acıyı yaşamak zorunda değilsin; yolu biliyorum.
